Filiz Kerestecioğlu Demir’in çocuk hakları ile ilgili konuşması

Filiz Kerestecioğlu Demir'in çocuk hakları ile ilgili konuşması

Türkiye nüfusunun üçte 1’ini çocuklar oluşturuyor fakat buna rağmen ülkemizde yıllardan beri bir çocuk hakları siyaseti oluşturulabilmiş değil. Bu nedenle, Türkiye’de çocuk istismarı gibi derhâl adım atılmasını gerektiren yakıcı sorunlar ortaya çıkıyor, büyüdükçe büyüyor ve önüne geçilemiyor.

Tek bir çocuk dahi istismara uğramasın, ebeveynlerinin boğuştuğu yoksullukla boğuşmak zorunda kalmasın, her çocuğun barınması için sağlıklı şartlarda bir evi olsun, her çocuk eşit kalitede eğitim alabilsin, sağlığa erişebilsin istiyoruz. Yani aslında kısacası, çocuklar mutlu yaşasınlar istiyoruz.

Çocuk istismarı komisyonunda yapılması gerekenleri dile getirdik hatta bu konuda Hükûmeti eleştirmeyi de bırakıp, bunu bir kenara bırakıp yol haritaları da sunduk. Mecliste bu komisyon içerisinde daimî bir çocuk hakları komisyonu kurulması için ortaklaşıldı, karar alındı, kaç defa da farklı partilerden milletvekilleri bunu dile getirdi, ancak görüyoruz ki hâlen Mecliste bir çocuk hakları daimî komisyonu yok ve kimsenin de bununla ilgilendiği yok, görülen bu. Ancak çok büyük şaibeler olunca -Rabia Naz Komisyonu gibi, şu anda o komisyondan geliyorum- geçici araştırma komisyonları, alt komisyonlar kuruluyor. Benzer tespitler yapılıyor ama kararlı, bütünlüklü bir çözüm programı olmayınca da sorunlar çözülmüyor arkadaşlar.

Çocuklara ilişkin bazı verileri sizlerle paylaşmak istiyorum: Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği verilerine göre Türkiye’de 12-18 yaş aralığında 3.100 çocuk mahpus bulunuyor. 3.100 çocuk mahpus ve bu çocukların birçoğu ağır suçlarla hapishanelerde tanışıyorlar. Örneğin Almanya, bu nedenle çocuk hapishanelerini kapatma kararı aldı. Çocukları kapalı yerlerde tutmak yerine, Adalet Bakanlığıyla birlikte adalet sistemiyle ilişkilenmiş, çocuklar için rehabilitasyon politikalarının geliştirilmesi ve hapishanelere değil, bu programlara bütçe ayrılması gerekiyor.

Türkiye’de iyi işleyen, etkili bir çocuk koruma sistemi olmadığı için mülteci çocuklar istismara ve şiddete çok açıklar ve üstelik çok ciddi bir savaşa tanıklık ettiler, psikolojik ve duygusal açıdan da bu çocuklar zor durumdalar. Devlet koruyamıyor, Türkiye’deki bazı kimseler ise mültecilerin içinde bulundukları zor durumu kendi çıkarları için kullanıyor. Şüphesiz ki Avrupa’da da aynı sorunlar var ancak yoğunluğu, sıklığı, faillerin cezalandırılmaları ya da çocukların bu tür ihlallere maruz kaldıktan sonra bu süreçte iyileştirilmeleri konusunda Avrupa ile Türkiye arasında çok ciddi farklar var.

Bir başka veri, TÜİK verilerine göre 2018’de 15 yaşından küçük 167 çocuk doğum yaptı arkadaşlar, 167 çocuk. 15-17 yaş grubunda ise 11.636 çocuk anne oldu. Annelik ile çocukluk aslında yan yana gelmemesi gereken kavramlar. Sadece 2018 yılı içerisinde çocuğun cinsel istismarı suçundan 18.290 dava açılmış ve yine TÜİK verilerine göre Türkiye’de çocuk işçi sayısı 2 milyona dayandı. Her 10 çocuktan 8’i güvencesiz çalışıyor.

Bir de üstüne üstlük çocuklar son yıllarda 15 Temmuz ve Suriye savaşıyla birlikte artan bir militarizasyona maruz kalıyorlar. 3-4 yaşındaki çocuklara bile 15 Temmuz videoları izletiliyor, anaokulu ve ilkokul öğrencilerine ölüm sahneleri canlandırılıyor. Eğitimciler çocuklardan “Fırat Kalkanı” yazıp fotoğraflarını çekiyorlar. Münferitmiş gibi yansıtılan söz konusu uygulamalar aslında ne yazık ki eğitim sisteminin bir parçası, Millî Eğitim okullara bu konuda genelge dahi gönderdi.

Diğer yandan, özellikle maddi durumu yetersiz ailelerin çocukları bakanlıkların desteği ve iş birliğiyle cemaatlere yönlendiriliyor. Oysa Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre devletler çocukları yetişkinlerin ideolojik tercih ve şartlanmalarından korumak durumundalar.

Değerli milletvekilleri, bu tabloya bakınca görüyoruz ki çocuk haklarına, çocuklara aslında saygı duyulmuyor. Onları yalnızca popülist siyasi çıkarlar için ve bazı günlerde hatırlıyoruz. Oysa çocuklara gerçekten saygı duymak demek, onlara haklarını anlatmak ve etkili bir çocuk koruma sistemi oluşturmaktır yani düzenli olarak çocuğa yönelik hizmetleri izlemek, veri toplamak ve analiz etmek gerekiyor ama Türkiye’de bunu yetişkinlerin hayata geçireceğine dair hiç umudum yok. Çocuklar için siyaset oluşturamıyorsak, en azından çocukların haklarını öğrenmelerini sağlayalım ki onlar kendi yollarını bulsunlar ve yüzlerce, binlerce çocuk Türkiye’de de sesini duyurabilsin diyorum.


21 Kasım 2019 Perşembe TBMM Tutanak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s