Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklife şöyle bir baktığımızda, Jandarma ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli ile göç ve nüfus konularını içeren birçok yeni düzenlemenin teklif içerisinde yer aldığını görüyoruz. 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’la Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve teşkilat yapısından çıkarılarak silahlı bir genel kolluk kuvveti statüsü kazanmış ve bu değişiklikle -Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi- İçişleri Bakanlığına doğrudan bağlanmıştır. Bu bağlamda, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının, Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığıyla hiçbir ilgisi ve bağı kalmamıştır. Bu sebeple, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığının daha önce tabi olduğu 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve İç Hizmet Kanunu’yla yönetilmesi fiilen mümkün olmadığından çeşitli yasal düzenleme gerekliliği doğmuş ve bu önümüzdeki kanun teklifi bu sebeple hazırlanmıştır.

Önümüzdeki kanun teklifinde yaklaşık 30 ayrı kanuna ekleme ve düzenleme yapılmaktadır.

  • 4’üncü maddede yapılan değişiklikle, ikinci sınıf emniyet müdürü terfi bekleme süresi bir yıldan iki yıla çıkarılmış, “Rütbelerde terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelerde terfi ise liyakate göre yapılır.” hükmü getirilmiş olup şube müdürü seviyesinde olan müdür terfileri için sözlü ve yazılı sınav kaldırılmış. Bu sınavın, sadece emniyet amiri rütbesinde, dördüncü sınıf emniyet müdürlüğüne geçişte yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Kadro sayısını aşmamak kaydıyla, her amir rütbesinde bulunması gereken toplam personel sayısı, hizmet ihtiyacına göre her yıl Yüksek Değerlendirme Kurulu tarafından tespit edilecektir. Bu düzenlemeyle, bazı rütbelerde biriken personel sayısının azaltılması ve her yıl yapılan şube müdürü seviyesindeki yazılı ve sözlü sınav formalitesinin kaldırılmasıyla ekonomimize katkıda bulunacağı ve zaman kaybını önleyeceği açıktır.
  • 5’inci maddeyle, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin çeşitli ödüllerle taltif edilebilmesi, ödül ve madalya verilecek durumların belirlenmesi, madalya, para ödülleri ve diğer ödüllere ilişkin mali düzenlemelerin yapılması, her statüden personelin aynı katsayı üzerinden hesaplanan miktarlarda ödül alabilmelerini sağlayarak daha hakkaniyetli bir sistem tesis edilmesi amaçlanmaktadır.
  • 6’ncı maddede yapılan düzenlemeyle, Çevik Kuvvetin yanında genel kadroda hizmet gören, kadroları dışında illere görevlendirilen diğer personelin beslenme, barınma ihtiyaçlarının karşılanması sağlanmaktadır. Bu anlamda, çalıştığı ilden başka bir ile görevlendirilen personelin bulunduğu yerde yemek, iaşe, barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması ve bu personelin mağdur edilmemesi sağlanmaktadır.
  • 7’nci maddeyle yapılan düzenlemeyle, il emniyet müdürü ile polis müfettişleri arasındaki maaş farklılığını gidermek ve bu personel arasındaki yeknesaklığı sağlamak amacıyla 3201 sayılı Kanun’a konulan ek maddeyle özlük haklarındaki eşitsizlik giderilmiş ve eşitlik sağlanmıştır.
  • 9’uncu maddede yapılan düzenlemeyle, Emniyet teşkilatı mensuplarından terörle mücadele sırasında veya başka bir görevi sırasında kaybolan, alıkonulan personelin ailesinin mağdur edilmemesi için aylıkların ödenmesi ve ailenin mağduriyetinin önüne geçilmesi sağlanmıştır.
  • 10’uncu maddeyle yapılan düzenlemeyle, Emniyet teşkilatının kanayan bir yarası olan A ve B grubu polis amirleri arasındaki terfi sistemindeki eşitsizlik ortadan kaldırılmış olup terfi için bekleme süreleri eşitlenmiştir. Bu sayede, A ve B grubu polis amiri farkı ortadan kaldırılmıştır. Ancak bu haksızlık bugün itibarıyla giderilmiş gibi görünse de A, B grubu terfi sisteminin 2015 yılında Emniyet teşkilatına girdiği düşünüldüğünde geriye doğru bir haksızlık olacağı kesindir. Bizim bu konudaki görüşümüz, bu kanun maddesinin, eşitsizliğin çıktığı 2015 yılından itibaren uygulanması, terfilerde hak kaybı yaşayan başpolislerin ve polis amirlerinin bu mağduriyetlerinin giderilmesinin gerektiği yönündedir.
  • 11’inci maddede yapılan düzenlemeyle -Milliyetçi Hareket Partisi olarak baştan beri savunduğumuz ve bu konuda kanun teklifi verdiğimiz bir düzenleme- başpolis memurları aleyhine bir hüküm olan 45 yaş sınırı kaldırılmış ve başpolislerin, yapılacak yazılı, sözlü sınavda başarılı olanlarının komiser yardımcılığına atanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeyle, Emniyet teşkilatına yıllarını veren ve “amir” sıfatında çalışan başpolislerin biraz olsun mağduriyetleri giderilmiş olacaktır.
  • 12’nci maddede yapılan düzenlemeyle, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatına bağlı ikinci sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan müdürlerin yani müdür yardımcılarının birinci sınıfa terfisinde kadrosuzluk sebebiyle terfi edememelerinin ve bu sebeple mağdur olmalarının önüne geçilmiş olup birinci sınıf emniyet müdürleri kadrosu on binde 25’ten on binde 35’e çıkarılmıştır. Aynı zamanda, ikinci sınıf emniyet müdürü kadrosundaki kadro on binde 34’ten on binde 50’ye çıkarılmak suretiyle, bu kadroda terfi bekleyen üçüncü sınıf emniyet müdürlerinin de kadrosuzluk sebebiyle mağdur olmalarının önüne geçilmiştir.
  • 13’üncü maddede yapılan düzenlemeyle, belli bir oranda ihracat yapan iş adamlarına verilen yeşil pasaportun yani hususi pasaportun süresinin iki yıldan dört yıla çıkarılması öngörülmüştür. İş adamlarının yurt dışına çıkışında ticari faaliyet yapabilmesinin kolaylaşmasına olanak sağlayan bu düzenlemeyle iki yıl olan pasaport süresi de dört yıla çıkarılmaktadır. Bu düzenlemenin ihracatçımızın önünü açacağı ve olumlu katkı sunacağı düşüncesindeyiz.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığının İçişleri Bakanlığına bağlı bir kolluk gücü olarak bağlanması sebebiyle çeşitli uyum yasalarına ihtiyaç duyulmuş; bu sebeple, Jandarma Genel Komutanlığında bulunan er ve erbaşların harçlıklarının ödenmesine ilişkin 1’inci ve 2’nci derecede kalkınmada öncelikli yörelerde ödeme yapılacak birliklerin tespitinin yetkisi İçişleri Bakanlığına tanınmıştır. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı namına okutulan öğrenciler için yurt içinde mecburi hizmet getirilmesinin kanuni düzenlemesi de bu kanun teklifiyle yapılmaktadır.

Yine, Jandarma Genel Komutanlığı için ek tazminat ödenecek birliklerin belirlenmesi hususunda İçişleri Bakanlığına yetki verilmiş; ayrıca, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı envanterindeki ilaç ve tıbbi sarf malzemesinin, herhangi bir ücret veya katılım payı alınmaksızın, tedavilerde kullanılabilmesi için İçişleri Bakanlığına yetki verilmiştir.

Astsubaylıktan subaylığa geçen ve uzman jandarmalıktan astsubaylığa geçen personelin rütbe ve yaş hadleri yeniden düzenlenmiştir. Ancak yıllardan beri dile getirdiğimiz bir husus bu kanun teklifinde de göz ardı edilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan bir polis memurunun komiserliğe terfide yaş haddi 45 iken yine bir kolluk gücü olan uzman jandarmadan astsubaylığa geçişte yaş haddi 35 olarak uygulanmaktadır. Bu bir eşitsizliktir. Bir kolluk gücü olan Jandarma ve polis teşkilatı arasında eşitliğin sağlanması, rütbe, terfi ve sosyal haklarda polis memuruna tanınan hakların uzman jandarmalara ve uzman çavuşlara da eşit derecede sağlanması gerektiği inancındayız.

Subay ve astsubayların Harp Okulu ve astsubay meslek yüksekokullarında geçen askerî eğitim süreleri fiilî hizmet sürelerinden sayıldığı hâlde uzman jandarmaların nasıptan önceki bir yıllık askerî eğitim süreleri fiilî hizmet süresinden sayılmamaktadır dolayısıyla uzman jandarmaların aleyhine bir eşitsizlik yaşanmaktadır. Bu eşitsizliğin giderilmesi gerekmektedir. Komisyon çalışmaları sırasındaki bu eşitsizliği Komisyondaki üye arkadaşlarımızla görüştük, bunun Genel Kurulda düzeltilebileceği inancındayız, inşallah, önümüzdeki saatlerde bu konuyla ilgili düzenleme teklifi önümüze gelecektir.

Ayrıca, bu kanun teklifinde yapılan düzenlemeyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesindeki yatakhanelerin, gazinoların, sosyal tesislerin, eğitim merkezlerin ve kantinlerin hizmetine devam edebilmeleri için yasal düzenleme yapılmaktadır. Esas olarak bu düzenleme, İç Hizmet Kanunu’nda olan hükümlerin Jandarma ve Sahil Güvenlik güçlerine uygulanmasından ibarettir. Yani bu, sanki, sadece Jandarma ve Sahil Güvenlikte uygulanıyor gibi görünmesine rağmen, esas olarak Millî Savunma Bakanlığına bağlık kuvvet komutanlıklarının -yani Deniz, Hava ve Kara Kuvvetlerinin- tesislerinde bu kanun olduğu gibi uygulanmaktadır, aslında bu bir uyarlama maddesidir.

Geçmişte uygulanagelen bu esaslardan biri de anılan tesislerin tamamının veya bir kısmının kiraya verilebilmesine ilişkindir. Özellikle toplam meslek sahibi erbaş ve er miktarının fazla olduğu geçmiş yıllarda bahse konu tesisler faaliyetlerini kendi personeliyle sürdürebilirken, zaman içerisinde askerlik süresinin kısalması -yeni askerlik kanunu sebebiyle-nedeniyle birliklerdeki er mevcudu azalmış; ayrıca bu tesislerde görev yapacak mesleklere sahip er ihtiyacı istenilen seviyelerde karşılanamaz hâle gelmiştir.

Bunun yanı sıra her iki komutanlıktaki erbaş ve er mevcudiyeti geçici hâle gelmiştir. Bu nedenlerle tesislerin tamamının komutanlık imkânları kullanılarak işletilmesi yerine bazı bölümlerin kiraya verilerek işletilmesi yöntemi tercih edilmeye başlanmıştır.

Bu yöntem özellikle personel sayısı az, bulunduğu bölgenin imkânları kısıtlı birliklerde öncelikle kullanılmaya başlanmıştır. Birlik personelinin alışverişini veya sosyal ihtiyaçlarını birlik dışından karşılamasının mahrumiyet ve güvenlik gerekçeleriyle uygun olmadığı yerlerde -özellikle güneydoğuda- kantin ve sosyal tesislerin faaliyetini sürdürebilmesi zorunludur. Bu mecburiyet ancak kiralama yöntemiyle sağlanabilmektedir.

Mahrum olmayan yerlerdeki tesisler için ise bu yöntem daha çok teknik bilgi gerektiren veya ekipman kurulum ve idame maliyeti yüksek olan üniteler için tercih edilmektedir. Bu şekilde pastane, lokanta, kuru temizleme, bayan kuaförü gibi üniteler tüm ekipmanı ve personeliyle birlikte, sözleşme yapılan firma tarafından sağlanmakta; birlikler açısından ise personel, emek ve kaynak tasarrufunun yanı sıra, tesislerin diğer üniteleri için kullanabileceği bir gelir söz konusu olmaktadır. Bu maddeyle ilgili düzenleme askerlerin getirmiş olduğu bir düzenlemedir. Yani bu teklif bizzat kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının kendilerinin istediği bir düzenlemedir. Yani kanunun düzenleyen arkadaşlara bu teklif Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından iletilmiş, kanun metni hâline getirilmiştir. Bu konudaki yanlış anlaşılmanın giderilmesi açısından bunun bilinmesinde fayda vardır.

  • 38’inci maddede yapılan değişikle, 2803 sayılı Kanunu’na ek 17’nci madde eklenerek, görevden uzaklaştırılan hakkında görevden uzaklaştırma veya tutuklama tedbiri ortadan kaldırılmasına rağmen yargılamaları devam eden uzman erbaşların, subay ve astsubaylarda olduğu gibi, terfi ve derece ilerlemesinin durdurulması kanunlaştırılmıştır.
  • 44’üncü maddede yapılan değişikle geçiş üstünlüğüne sahip araçlar arasına görev ve hizmet gerekleri veya güvenlik nedeniyle geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlar eklenmiş olup, bu hususta uygulama için İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kanuni bir düzenleme şeklini almıştır. Yani kamuoyunda bilindiği gibi herhangi bir şekilde birilerine bir imtiyaz tanınması söz konusu değildir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 71’inci maddesine bir ekleme yapmıştır ve bunun da uygulamasını İçişleri Bakanlığına vermiştir. Kamuoyuna bu yanlış aksettirilmiştir. Bu da gerekçeyi sunarken bir arkadaşımızın bu kelimeyi kullanmasından kaynaklanmıştır. Doğrusu, kanun metninde böyle bir kelime mevcut değildir. Yani bu, sadece 71’inci maddeye bir ektir.
  • 59’uncu maddede yapılan düzenlemeyle geçmişte kişilerin rızası ve bilgisi dışında derneklere üye olarak kaydedildikleri veya dernek üyeliğinden istifa ettikleri hâlde üyelikten çıkma işleminin kayıtlara işlenmediği gibi durumlarda vatandaşın çeşitli mağduriyetleri meydana gelmektedir.

Vatandaş, bir derneğe bilgisi dışında üye olarak kaydedilip veya üyelikten ayrıldığı hâlde derneğin kayıtlarının düzeltilip düzeltilmediğini mevcut durumda öğrenememekte ve e-devlet üzerinden sorgulayamamaktadır. Diğer taraftan katılımcı demokrasinin gereği olarak sivil toplum kuruluşlarının karar süreçlerine dahil edilebilmesi için, kamu kurumlarının ilgili mevzuat gereğince oluşturdukları kurullarda, kendi görev alanları -yani sağlık, çevre, kadın, gençlik, engelli, spor ve bunun gibi- çerçevesinde faaliyet gösteren ve en fazla üyeye sahip olan dernek temsilcisine yer vermek suretiyle dernek üye sayılarıyla ilgili bilgileri talep etmeleri nedeniyle, bu bilgilerin kısa bir süre içerisinde verilebilmesi amacıyla, aynı zamanda İçişleri Bakanlığınca derneklerin kamu yararı statüsü, izin almadan yardım toplama yetkisi ve adlarına izne tabi kelime kullanma taleplerinin değerlendirilmesinde güncel üye sayılarının bilinmesi gerekli olduğundan, derneklere üye olan ve üyelikten çıkan, çıkarılan veya üyeliği kendiliğinden sona eren kişilerin bilgilerinin bildirimlerinin zamanında doğru ve düzenli bir şekilde yapılması önem arz etmektedir.

5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 15’inci maddesi gereğince, derneklerin mahkeme tarafından feshedilmesi durumunda derneğin tüm para, mal ve haklarının aktarılacağı, derneğin amacına sürüyor. Üç ay, dört ay sonra yargılama sırasında dernekten kayıt getirilip üye kayıt formu incelendiğinde, o üyenin o kayıt formunda imzasının olmadığını görüyoruz ama o adam, o insan FETÖ’ye üye olduğu gerekçesiyle dört ay, beş ay haksız yere tutuklu kaldı. Binlerce insanımız bu derneklere kendi bilgileri dışında üye yapılması sebebiyle mağdur edildi. Bu açıdan, bu kanuna bu maddenin konulmasının olumlu olduğu düşüncesindeyiz.

  • 60’ıncı maddede, toplumda sık sık önümüze çıkan birtakım derneklerin “şehit”, “gazi” gibi isimleri kullanarak bu isimleri suistimal ettikleri görülmektedir ve uygulamada da bir kısım sorunların olduğu görülmektedir. Bu sıkıntıların giderilmesi için “şehit” ve “gazi” ismi kullanacak derneklerin bu ismi kullanması yasaklanmış ve izne tabi kılınmıştır.

Daha önce yapılan bir düzenlemeyle, yanlış anlaşılabilecek ve anlamı farklı yerlere çekilebilecek isim ve soy ismi değişikliğinde nüfus müdürlüğüne yapılacak değişiklik süresini 3+3 yıl daha uzatarak vatandaşın bu faydalı uygulamadan yararlanmasının önü açılmaktadır. Yine uygulamada, Türk vatandaşlığından çıkarılan bir anne ve babanın çocuklarının anne ve babası gibi doğrudan vatandaşlıktan çıkarılmasının önüne geçilmiş olup 68’inci maddedeki bu uygulamayla bu husus açıklığa kavuşturulmuş ve mağduriyet giderilmiştir.

Faydalı bir uygulama olan -televizyonlarda seyrettiğimiz- kamu yarına televizyon kanallarında uyarı amaçlı zorunlu yayınlara, trafik, uyuşturucu, kadına şiddet, düzensiz göç, suçun önlenmesi, afet yönetimi, nüfus hizmetleri gibi konular eklenmiş yani kapsamı genişletilmiş ve bunların topluma daha fazla duyurulması amaçlanmıştır, bu da olumlu bir gelişmedir.

Çevre kirliliği suçlarında idari para cezasının tatbikinde geçmişte sadece şehir içinde belediye zabıtaları yapıyordu. Bunu, şehir dışında, kolluk güçlerini de bu kanuna konulacak maddeyle yetkilendirmiş olduk. Yani şehir dışında yapılacak çevre kirliliği içeren davranışlara kolluk gücümüz de bu kanunla getirdiğimiz madde gereği ceza verebilecek. Ayrıca çevre kirliliğine verilecek para cezaları da artırılmıştır. Bu da olumlu bir gelişmedir. Çevre kirliliği suçlarında idari para cezasının tatbikinde şehir içinde belediye zabıtası, il dışında kolluk görevlileri yetkilendirilmiştir dedik.

İlgili kanunlarla ülkemizin büyük sorunu olan göçle ilgili bazı düzenlemeler yapılmıştır. 911 kilometrelik Suriye sınırımızın tamamına yakını duvarlarla örülmüştür. Ancak savaş sebebiyle ülkemize gelen ve ikamet eden yabancılarla ilgili çeşitli yasal düzenlemeler yapılması bir gereklilik hâlini almıştır. Şöyle ki: Ülkemizden gönüllü ayrılmak isteyen yabancıların önü açılmalı, kolaylık sağlanmalı ve bunların gidişinde eğer bir yardım edilebilecekse bunu kanun altına almak gerekiyordu. Bununla ilgili de buraya bir madde konuldu, kendisi ülkesine gönüllü dönmek isteyen göçmenlere verilecek destek kanunlaştırılmış oldu.

Yine, ülkemizde büyük bir sorun olan göçmen kaçakçılığı suçuyla ilgili düzenleme yapılmış, bu suçla ilgili cezalar artırılmış ve katalog suç kapsamına alınmıştır. Bunu geçtiğimiz günlerde gördük. Özellikle Ege kıyılarında bu insanların mağduriyetini kullanmak isteyen göçmen kaçakçılarının haddinden fazla insanı bir bota bindirerek çocukların, kadınların ölmesine sebebiyet verdiği açık bir şekilde görüldü. Bu kanunla hem bu suça verilecek ceza artırılmış oldu hem de yasal düzenleme şekline getirilmiş oldu. Ayrıca, katalog suçu olup tutuklamaların önü de açılmış oldu.

Yasal giriş çıkış hükümlerini ihlal edenlerle ilgili sınır dışı edilmeyle ilgili yasal düzenlemeler yapılmış, sınır dışı kararına karşı itiraz süresi on beş günden yedi güne düşürülmüştür.

Uluslararası koruma başvurularının hızlı sonuçlandırılabilmesi için yetki genel müdürlükten alınıp valiliklere verilmiştir.

  • 87’nci maddede yapılan düzenlemeyle genel sağlık sigortası, uluslararası koruma statüsü başvuru sahiplerine uygulanan genel sağlık sigortası bir yılla sınırlandırılmaktadır. Bu uygulama hak suistimaline neden olunmasına ve kamu bütçesine gelen büyük zararın kısmen ortadan kaldırılmasına katkı sağlayacaktır.

Bütün bu yasal düzenlemeler yapılırken yıllardır kanayan bir yara hâlini alan uzman çavuşların sorunları her geçen gün çıkmaza girmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Jandarmanın profesyonelleşmesi çalışmaları, uzman çavuşları Silahlı Kuvvetler ve Jandarma Genel Komutanlığında personelin bel kemiği hâline getirmiştir. Her operasyonda önde giden kahraman uzman çavuşlarımız özlük haklarını alırken hep ötelenmiştir. Bir hak istendiğinde onların sözleşmeli olduğu önümüze getirilmiştir. Oysa ülkemizin ve milletimizin savunmasında kahramanca rol üstlenen uzman çavuşlarımızın öncelikle kadrosunun, iş güvencesinin sağlanması moral ve motivasyon açısından bir gerekliliktir. Uzman çavuşlar yıllarca çalıştıktan sonra sivil memur emeklisi değil, uzman çavuş emeklisi olmayı hak etmişlerdir.

Uzman çavuşlar özlük haklarının iyileştirilmesini, subay ve astsubaylara verilen bedelsiz beylik tabancaların kendilerine de verilmesini, yeni işe başlayan uzman çavuş ile yirmi yıllık uzman çavuş arasında kıdem farkı olmasını ve çeşitli sebeplerle, iş güvencesi olmadığı için her an işten atılma korkusuyla baskı altında tutulma durumunun ortadan kaldırılmasını istemektedir.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve Jandarmamızın bir silahlı mensubu olarak orduevlerinden faydalanmak uzman çavuşlarımızın da hakkıdır. Eğer bu sosyal tesisler yeterli değil ise uzman çavuşlara yönelik sosyal tesisler inşa edilmesi bir gerekliliktir.

Bu saydıklarımız birer zarurettir. Türk Silahlı Kuvvetlerin en çok şehit veren zümresi bunları çoktan hak etmiştir. Asker için moral ve motivasyon her şeyden önemlidir. Uzman çavuşlarımız yurt dışında ve yurt içinde kendilerine verilen her görevi başarılı bir şekilde ifa etmiştir. Umuyoruz ve istiyoruz ki bu kahramanlarla ilgili yasal düzenleme bir an önce Mecliste ele alınacak, hak ettikleri özlük haklarına kavuşacaklardır.


SERMET ATAY (Gaziantep)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s