Otistik çocukları olan ailelerin yaşadığı sorunların araştırılması istendi!

otizm

Otizm, doğuştan olan, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörobiyolojik bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkmakta ve bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir. Otistik çocuklar sosyal etkileşimde yetersizdirler, başkalarının duygularını ve düşüncelerini anlamakta güçlük çekerler ya da uygun tepkilerle karşılık veremezler. Nesne takıntıları vardır, herhangi bir nesneyi özellikle sert nesneleri ellerinde tutarlar, taşırlar, çevirerek, döndürerek izlerler ya da koklarlar; görme, işitme, tat, koku ya da dokunma duyularının bazılarında ya da tümünde aşırı duyarlılık gösterirler. Acıya karşı duyarsızdırlar, düştüklerinde, yaralandıklarında canının yandığına ilişkin tepki göstermezler. Aşırı hareketlilik ya da hareketsizlik gösterirler, tehlikeler karşısında duyarsızdırlar.

Otizmin nedenleri konusunda kalıtımsal etkiler üzerinde önemle durulmaktadır. Otizmin nedenlerini aydınlatmaya yönelik yapılan son dönem araştırmalarda genetik, beyin işlevleri, bağışıklık sistemi etkenleri de incelenmiş, organik, nörolojik ya da biyolojik faktörlerin otizmin nedenleri arasında yer aldığı tespit edilmiştir. Ayrıca Otistik çocukların beklenmedik yaşam değişiklikleri, ayrılıklar, uyaransız kalma ve benzeri stres yaratan durumlara duyarlı olduklarını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

Bir aile için en zor ve en stresli anlardan biri, çocuklarının otizme sahip olduklarını ilk öğrendikleri zamandır. Veliler bu noktadan sonra kritik ve hayati belirleyici bir soruyla karşı karşıya kalır: “Çocuğuma yardım etmek için ne yapmalıyım? Hangi tedavileri uygulamalıyım? Ona nasıl davranmalıyım?” gibi. Otistik çocuğu olan aileler, kendilerini nelerin beklediği ve çocuklarının ileride nasıl olacağı endişesini yaygın bir biçimde yaşamaktadırlar. Özellikle çok erken yaşlardaki duruma bakıp çocuğun ileride hangi noktaya geleceğini ve nasıl bir gelişim göstereceğini kestirmek zordur. Aileler çocuklarının öncelikli olarak konuşup konuşamayacağını, sonra, okula gidip gidemeyeceğini, giderse ne tür güçlüklerle karşılaşacaklarını bilemezler. Çocuğun içinde bulunduğu durumun erken fark edilmesi ve eğitim aldığı sürece çocuğun izlenmesi, güçlü ve zayıf taraflarının ortaya çıkarılması aileye ve eğitimciye yol gösterir. Otistik çocukları olan aileler, çocuklarının sağlık problemleriyle baş ederken ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Hastanelerde otistik çocuklar için tahsis edilen alanların olmaması, psikolojik destek sağlayan merkezlerin azlığı gibi eksiklikler bunların bazılarıdır. Otistik çocukların eğitimi de başlıca sorunlar arasındadır. Okul ve bu çocukların özel eğitimini sağlayacak öğretmen eksikliği aileleri ve çocukları zor durumda bırakmaktadır.

Bunların dışında, ailelerin bu sorunlarla baş ederken yaşadıkları psikolojik zorluklar da yaşanan en büyük sorunlar arasındadır. Çocukların gelişimi süresince normal bir çocuğu büyüten bir ebeveyne göre daha büyük sorumluluk ve emek gerektirdiği için bu ailelere psikolojik destek verecek merkezlerin olmaması büyük bir eksikliktir.

Tüm bu nedenlerle, otistik ailelerin yaşadığı sorunların tespiti ve çözüm yollarının araştırılması için bir Meclis araştırması açılmasının fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.

Alıntı: TBMM 26.11.2014 Tutanak

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s