Çocuklarımızın babaları madenlere kurban verilmesin!

20 kasim Dunya Cocuk Haklari Gunu

“Çocukların yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onuru zedelenmeyecek biçimde yetişmesi sağlanmalıdır.” diye başlar Evrensel Çocuk Hakları Bildirgesi.

Bu bildirgenin altında ülkemizin de imzası var. Bu imza var olmasına var ama gereğini yerine getiriyor muyuz? İşte tartışılacak olan konu bu. Bu sözleşmenin altında yalnızca imzanız var diye çağdaş bir ülke olmuyorsunuz, eğer koşullar yerine getirilebiliyorsa çağdaş bir ülke durumuna gelirsiniz.

Bu ülkede sayısı milyonlara ulaşan çocuk işçi vardır, bu ülkede sayısı yüz binlere ulaşan çocuk gelin vardır, bu ülkede on binlerce sokakta yaşayan çocuk vardır ve hepimiz bu çocuklara borçluyuz. Doğrudur, çocuklar hepimizin geleceği ama biz de onlara sağlıklı ve yaşanabilir bir gelecek borçluyuz.

Çocuklara nasıl bir gelecek bıraktığımız, çocuk haklarını nasıl koruduğumuzun en temel göstergesidir. Eğer, çocuklarımıza yeşili katledilmiş betondan bir ülke bırakıyorsak bunun ağır bir vebali vardır. Eğer, çocuklarımızın babalarını madenlere kurban veriyorsak ve bunu önlem alabileceğimiz hâlde önlem almadığımız için yapıyorsak bunun günahı hepimizin boynunadır. Çocuklarımızın eğitimine, sağlığına, geleceğine harcayacağımız paralarla kaçak saraylara trilyonlar harcıyorsak bu ülkenin geleceği kararmış demektir. Bu saraylarla çocuklarımıza ne öğreteceğiz, kibir ve debdebeyi mi? Ne söylenecek bu çocuklara? “Bu saraya harcanan parayla sizler için 685 adet okul açabilirdik ama bunu tercih ettik.” mi denecek? “Bu parayla bu ülkede yaşayan her çocuk için bir fidan dikilebilirdi ama dikilmedi, bunun yerine binlerce ağaç sökmeyi tercih ettik.” mi denilecek? Tabii ki hiçbir şey denilmeyecek. 14 yaşında sokaklarda canına kıyılmış fidanların yuhalatıldığı ülkedir burası.

Türkiye, OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda açık ara öndedir. Her 3 çocuktan 1’i yoksulluk içinde yaşamaktadır. Her 4 çocuktan 1’i örgün eğitime devam edememektedir. Her 2 çocuktan 1’i ailesinden, öğretmeninden, akrabalarından şiddet görmektedir. Yani, bu ülke, geleceğini şiddetle, eğitimsizlikle ve yoksullukla biçimlemektedir.

Eğitime ilişkin bir örnek vermek gerekirse OECD Eğitim Kalite Raporu bulgularına göre Türkiye, ortaöğretim kalitesinde 44 ülke arasında 34’üncüdür. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı verilerine göre Türkiye, 65 ülke arasında matematikte 44’üncü, okuma, anlama becerilerinde 42’nci, fen bilgisinde 43’üncü sıradadır. Bu, bizim çocuklarımızın diğer ülke çocuklarından daha az anlama yetisine sahip olduğundan değil, eğitim kalitemiz yerlerde süründüğünden çıkan sonuçtur. Bu kalite eksikliğine karşı Bakanlık ne yapıyor, derseniz. Kaç liseyi daha imam-hatip lisesi hâline getirdiğiyle, örtünmeyi ilköğretime kadar indirmekle övünüyor. Oysa eğitim hem de nitelikli eğitim her çocuğun doğal ve vazgeçilmez hakkıdır. Sağlıklı bir çevrede yaşamak da çocuklarımızın hakkıdır. HES’lere kurban edilmemiş, denizleri kirletilmemiş, doğası katledilmemiş, zeytinlikleri talan edilmemiş bir gelecek çocuklarımızın hakkıdır.

Bu ülke çocuklarına eğitimi ile sağlığı ile çevresi ile yaşanabilir ve müreffeh bir ülke borçludur. Hepimiz çocuklarımıza ana sütü kadar helal bir gelecek borçluyuz. Eğer bu borcu yok sayarsak, eğer bu borcu ertelersek geleceğimiz, korkarım, ellerimizden kayıp gidecek.

– Alıntı: Sedef Küçük

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s